Anasayfa  | İletişim Metin Soylu Facebook Metin Soylu Twitter

 

 
YAZAR HAKKINDA KİTAPLAR ELEŞTİRİ CEVAP KONFERANSLAR AFET OKULU RÖPORTAJLAR BASIN ODASI
 
   Piri Reis Haritası'nın Şifresi ÇIKTI!     
 




Haber-Röportaj: Necip GERBOĞA (ACUNN.COM)


1513 yılında çizdiği esrarengiz dünya haritası ile bilim dünyasında şaşkınlık yaratan Piri Reis 500 yıl sonra yeniden gündeme geliyor. UNESCO (BM Eğitim, Kültür ve Bilim Örgütü) 2013 yılını Dünya Piri Reis Yılı ilan ederken, 1998 yılından bu yana Piri Reis Haritası ile ilgili çalışmalar yapan Piri Reis Haritası’nın Şifresi’nin yazarı Metin Soylu’ya sizler için 500 yıllık haritanın şifrelerini sorduk. Soylu, Piri Reis’in asırlar önce çizmiş olduğu dünya haritasına ilişkin müthiş bir gerçeği ortaya koyarak “Tüm dünya bilmelidir ki Piri Reis’in Haritası uzaydan fotoğraflama tekniği ile çizilmiştir” diyor.

Acunn.com'a çok özel açıklamalarda bulunan araştırmacı yazar Metin Soylu İstanbul Topkapı Sarayı’ndaki Piri Reis’in haritasının sahte olabileceği şüphesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ihbarda bulundu. Yetkililerin haritayı kriminal laboratuarlarında incelemesi gerektiğinin altını çizen Soylu, 1987 yılında Amerika’da organizasyonu yapılan Muhteşem Süleyman Sergisi’nde Piri Reis’in orijinal haritasının yurt dışına çıkarıldığını ancak geri Türkiye’ye getirilmediği konusunda çok ciddi şüphelerinin olduğunu söylüyor.


-Piri Reis ile ilgili araştırmalarınız nasıl başladı?

Metin Soylu: 1997 yılında Ankara Batıkent Mobil Lisesi’nde okurken her şey sınıf arkadaşımın yanında getirdiği bir dergi ile başlamıştı. Dergideki yazı ilgi çekiciydi: “Piri Reis Haritası’nın Sırrı Çözülemiyor!” Piri Reis’in hayatı ve haksız yere idam edilmesine ilişkin bu yazı meşhur 1513 yılında Piri Reis tarafından çizilen dünya haritasına ilişkin ayrıntılara da yer veriyordu. Bu yazıyı okurken, dergide Piri Reis’in haritası da görsel olarak yayımlanmış ve konu çok ilgimi çekmişti. Hatta aynı akşam eve gittiğimde bile Piri Reis’in hayatını ve haritasını düşünüp durmuştum.

Piri Reis ile ilgili elde etmiş olduğum bilgiler ışığında gördüğüm manzara; 1513 yılında çizilen dünya haritası günümüze kadar parçalanarak elimize ulaşmış. 9.11.1929 tarihinde Topkapı Sarayı’nda bulunduğunda sırada üzerinde ekmek ve yemek kırıntıları varmış. Belli ki birileri bu harita üzerinde yemek yemiş. Günümüz diliyle “sofra bezi” olarak kullanılmış. Dönemin müze müdürü Halil Ethem konuyu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e aktarınca harita aynı hafta Ankara’ya Atatürk’ün huzuruna getirilmiş. İşte araştırdıkça daha fazla ilgimi çeken Piri Reis Haritası’na yönelik kafamdaki tek düşünce bu konuyu daha derinlemesine ele almaktı. Yani projelendirmek…

Piri Reis’in günümüze kadar parçalanmış halde gelen haritasına ilişkin ayrıntılı incelemelerimin sonucunda aslının kopyasını satın alarak (90x65cm ebatlarında) projeye başlamış oldum. Tüm samimiyetimle itiraf etmeliyim ki, haritayı tamamlamak yalnızca sekiz buçuk ayımı aldı. Piri Reis’in parçalanmış olan dünya haritasını tümevarım metodu ile tamamlayarak şaşırtıcı bir takım gerçeklerle karşı karşıya kalınca durumu ilk olarak Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Sayın Ruhi Esirgen ile paylaştım. Esirgen bana bu önemli projeyi Amerika NASA Uzay Araştırmaları Merkezi’ne göndermemi tavsiye etti.
 

14 Ekim 1999 tarihinde projeyi Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile NASA’ya gönderdim.

-Peki, NASA’dan bir açıklama geldi mi?

Metin Soylu: Elbette… Yaklaşık dört yıl sonra NASA bana değil, Alman ve Türk Focus dergilerine bir açıklama yapmıştı. Yeni Dünya’nın şeklini bu haberde okudum ve Piri Reis’in haklı olduğunu o zaman anladım. Ancak haberde Piri Reis adı geçmiyordu. NASA haberi bizim araştırma sonuçlarımız diyerek yayınlamıştı.

-Piri Reis’in hayatını kısaca özetleyebilir misiniz?

Metin Soylu: Karamanlı Hacı Ali Mehmed'in oğlu ve ünlü Osmanlı denizcisi Kemal Reis'in yeğeni olarak bilinen Piri Reis’in asıl adı Muhiddin Piri’dir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1465-1470 yılları arasında Gelibolu'da doğduğu kabul edilmektedir.  Akdeniz'de korsanlık yapmakta olan Kemal Reis’in ilk on dört yılı korsanlıkla geçmiş, Piri Reis’te ilk denizcilik tecrübelerini gerek amcasından ve gerekse bir fiil denizlerde “Yelkenler Fora!’…” diyerek öğrenmiştir.

1486-1487 yılları arasında Piri Reis, amcası Kemal Reis ile birlikte İspanya’nın Gırnata Şehri’nde yaşayan ancak Hıristiyanların zulümlerine maruz kalmaya başlayan Endülüslü Müslüman halkın yardımına koşmuş, gemileriyle bu Müslümanları Afrika’ ya geçirerek büyük bir felaketi önlemeyi başarmıştır. Yine amcası Kemal Reis ile birlikte 1491-1493 yılları arasında Sicilya, Sardunya, Korsika Adalarına ve Güney Fransa kıyılarına yapılan akınlara katılmıştır.

Piri Reis iyi bir gözlemci ve aynı zamanda her gittiği bölgenin fiziki ve halkın sosyolojik kültürünü de kaleme almıştır. Akdeniz'de yaptığı seyirler sırasında gördüğü yerleri ve yaşadığı olayları, daha sonra Kitab-ı Bahriye adıyla dünya denizciliğinin de ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyacak olan kitabının taslağı olarak kaydetmeye başlayacaktı.

O yıllarda Osmanlı Devleti’nin başında padişah II. Beyazıt bulunmaktaydı. Osmanlı Devleti’ni daha fazla büyütebilmek için önemli kararlara imza atacak olan II. Beyazıt, ilk olarak dikkatini fetihlere verip kara ve deniz gücünü kuvvetlendirmeyi planlamıştır. Bu yüzden korsanlık yapan Türk gemilerini devlet yönetimi altına toplamaya karar verip, 1494 yılında Piri Reis ve Kemal Reis’e Osmanlı Devleti’nin himayesine davet etmiştir.

Piri Reis’in deniz savaşlarındaki ilk başarısı 1499-1502 yılları arasında Osmanlı-Venedik Savaşı'nda görülmektedir. Çünkü bu savaşta Piri Reis geminin bizzat savaş kaptanlığını üstlenmiştir. Bunun yanı sıra 1495’ten 1510 yılına kadar İnebahtı, Moton, Koron, Navarin, Midilli, Rodos seferlerinde de komutan olarak görev yapmıştır. 1516- 1517 yıllarında Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferini gerçekleştirdiği Osmanlı donanmasında Piri Reis, savaş komutanı olarak görev almıştır. Bu esnada 1513 yılında çizdiği meşhur dünya haritasını Padişah’a hediye etmiş, büyük takdir toplamıştır.

1536 yılında padişah Kanuni Sultan Süleyman, tahtına göz diktiği şüphesi ile Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa’yı sarayda boğdurarak öldürtmüştür. Bu olay sonrasında padişah, sadrazamın en yakınındaki kişileri de ölümle cezalandırıp kendi gücünü bir kez daha gösterme çabasına girmiştir. Sadrazamın en yakın dostları arasında gördüğü Piri Reis’e yönelik olası ölüm cezasını son anda onu yakından tanıyan Barbaros Hayrettin Paşa engellemeyi başarmıştır.

Tüm bu olaylar yüzünden 1536-1546 yılları arasında özellikle Piri Reis’e deniz savaşlarında görev verilmemiştir. Piri Reis bu sayede gözden düşmüş ve yalnızlaştırılmıştır. Piri Reis’in 1547 yılında aniden Hint Kaptan-ı deryalığına getirilmesine neden olan hadise ise 1546 yılında Barbaros Hayrettin Paşa’nın ölümüdür. 1547 yılında Piri Reis, Portekizlilerin Aden'i alması üzerine, 26 Şubat 1548 tarihinde Aden'i Osmanlı topraklarına geri kazandırmıştır. Ancak maalesef 1554 yılında Kahire’de başı kesilmek sureti ile idama mahkûm olmuştur.



-Piri Reis idam mı edildi?

Metin Soylu: Maalesef!... Piri Reis'in idamına ilişkin bazı kaynaklarda; 1552 yılında önemli bir Portekiz üssü olan Maskat'ın ve ardından Kiş Adası'nın Piri Reis tarafından alınarak Hürmüz Kalesi'nin kuşatıldığı yönündedir. Bu gelişmelerin ardından Portekizlilerin Basra Körfezi'ni kapatmak istediklerini öğrenen Piri Reis, hiç vakit kaybetmeden kuzeye yönelmiştir.

Bu yüzden de ardındaki diğer tüm filo gemilerini Basra Körfezi'nde bırakmak zorunda kalmıştır. Böylece Mısır ve Basra valilerince suçlu görülerek idam edilmiştir. Bazı kaynaklar Piri Reis’in Portekizlilerden rüşvet aldığı gerekçesiyle idam edilmiş olduğu yazar. Ancak bu bilginin aslı yoktur. Çünkü zaten 80 yaşında olan bir Kaptan-ı Derya olan Piri Reis’in zengin olduğu bilinmektedir. Bu kadar aç gözlü olamayacağı aşikârdır. Kaldı ki denizciler için kılavuz bir kitap olan Kitab-ı Bahriye adlı eserinde “aç gözlü olmayan” şeklinde beyanları da vardır.


-500 yıllık haritasının şifreleri neler?

Metin Soylu:  UNESCO 2013 Dünya Piri Reis Yılı sebebi ile özel baskısını gerçekleştirdiğim “Piri Reis Haritası’nın Şifresi” adlı kitabımda tüm bu soruların yanıtı belgeleriyle yer alıyor. Ancak önemli gördüğüm birkaç detayı sizlerle paylaşabilirim.

• Piri Reis'in 90/65 cm ebadındaki Güney Amerika ve Batı Afrika dolaylarını kapsayan haritasının nasıl çizilmiş olabileceğini bir tarafa bırakıp, haritayı tamamlamaya karar verdim. Harita üzerindeki Atlas Okyanusu ortasında yer alan iki büyük ve üç küçük olmak üzere beş yuvarlak şekilden yola çıkarak, matematiksel bir hesap tespit ettim. Buna göre: İki büyük yuvarlak şekil arası 44 derecedir. Bir büyük bir küçük yuvarlak şekil arası ise merkezden merkeze 22,5 derecedir. Dolayısıyla 1 derecelik açı kaybı sola doğru kaymıştır.

“Piri Reis neden 22,5 derecelerle uğraştı? İsteseydi örneğin bir tencere kapağı gibi herhangi bir yuvarlak nesne kullanarak yuvarlak bir Dünya çizemez miydi?” Haritadaki beş önemli nokta arasındaki açıların 22,5 derece olması bir raslantı değildir. Piri Reis bu noktaları ve dereceleri bilinçli olarak çizmiştir. Çünkü harita onaltıgen çıktığına göre burada bir matematiksel sonuç bulunur ki o da; 22,5 x16=360 derece (Dünya'nın çevresini dahi bulmuştur!)
Aynı zamanda Piri Reis’in parçalanmış olan dünya haritasını tamamladığım takdirde ontıgenlik bir yapıya bürünmüş bir dünya şekli çıkmaktadır. Ve ne hikmetse Piri Reis Kitab-ı Bahriyesi’ndeki Haritanın Beyanı adlı şifreli şiirinde de benim tamamlamış olduğum haritanın doğru çizilmiş olduğunu bana anlatıyordu.

• Amerikan Hava Kuvvetleri’nin Azimuthal Equidistant Projection Merkezli dünya haritasına göre Dünyanın Merkezi Kahire olarak tespit edilmiştir. Piri Reis ise 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi’nde bizzat gemileri yöneterek Mısır Kahire’ye kadar gitmiş ve Nil Nehri’nin ayaklarının haritasını çizmiştir. Burada üzerinde durmamız gereken asıl önemli konu Piri Reis’in bu çizimi yaparken Mısır Piramitlerini de haritasında gösterdiği gerçeğidir. Bunun anlamı Piri Reis Mısır Piramitlerini merkez alarak dünya haritasını çizmiş ve o da Amerikan Hava Kuvvetleri gibi yüzyıllar önce Kahire’yi merkez olarak göstermiştir.

* Ancak, düzleme aktarılan Dünya haritasına dikkatlice bakarsanız Güney Amerika tarafında bulunan Arjantin'in dikey olarak uzandığını görürsünüz. Bunun temelinde de haritanın düzleme aktarılmış olması yatar. Yani bir çizimin harita özelliğini taşıması için muhakkak düzleme aktarılmış olması gerekir. Şimdi ise, uzaydan çekilen Dünya fotoğraflarına şöyle bir bakalım:

Uzaydan çekilen uydu fotoğraflarında Dünya sürekli dönüşü itibarıyle bir süreçten geçer. Ne var ki; içinde yaşamakta olduğumuz Dünya gezegeni dönerken, buna bağlı olarak kıtalar yani karalar da dönmektedir. Güney Amerika hattı üzerindeki Arjantin'e burada baktığımız taktirde Arjantin'in sağa doğru kıvrık olduğunu, yani döndüğünü görmekteyiz.
Şimdi gelelim Piri Reis'in 1513 tarihinde çizdiği haritaya; belki de fotoğrafa. Piri Reis'in haritasında görülen Güney Amerika Hattı üzerindeki Arjantin'e bakarsanız, sağa doğru kıvrıldığı gerçeğine tanık olursunuz. Yani Arjantin'in sağa doğru kıvrılma hadisesi uzaydan çekilen uydu fotoğraflarındaki ile aynıdır. Peki daha önce de ifade ettiğim gibi uydulardaki görüntüler bir fotoğraf olduğuna göre, o halde “Piri Reis Haritası”nda aynı kıvrılma hadisesi olan Arjantin'in kıvrılma hadisesi de bir fotoğraftan mı ibarettir? Aksi taktirde algılanması ancak uzaydan mümkün olan Arjantin'in kıvrılma hadisesini Piri Reis nereden biliyordu?

Piri Reis’in haritasındaki bu gerçeklerden yola çıkarak bu çizimin normal bir harita olamayacağı uzaydan fotoğraflama tekniği ile çizilmiş olduğu sonucuna ulaşmaktayız.

-Piri Reis’in Haritası’nın sahte olabileceği konusunda şüpheleriniz var. Bunu neye dayanarak savunuyorsunuz?

Metin Soylu: Piri Reis Haritası’nın Şifresi adlı kitabımda kamuoyu ile paylaştığım “Yazarın Özel Notu” adlı bölümde Hattat Fuat Başar’a 1987 yılında Topkapı Sarayı’ndan gelen yetkililerin “Muhteşem Süleyman Sergisi” sebebi ile yeni bir Piri Reis Haritası yaptırmalarıdır. 2005 yılında Hattat Fuat Başar bana şu olayı anlatmıştı:

“25 Ocak 1987 tarihinde Amerika Washington’da ‘Muhteşem Süleyman adında bir sergi düzenlenmişti. O yıllarda Topkapı Sarayı’ndan pek çok tarihî eser de Amerika’ya sergilenmek üzere götürülmüştü. Bana bir müddet sonra İstanbul Topkapı Sarayı’nda ders veren bir kişi gelip ‘Muhteşem Süleyman Sergisi sebebi ile Piri Reis’in orijinal haritası da Washington’a gitti. Hocam biz aynı ölçülerde benzer bir harita hazırladık. Malum turistler geldiği zaman en azından bunu sarayımızdaki sergide görsünler, boş kalmasın. Sizden ricamız bu çizdirdiğimiz harita üzerine siz Osmanlıca yer isimlerini yazar mısınız?’ dedi. Bende tamamen vatanperver duygularla ‘Elbette seve seve… Yeter ki kültürel bir hizmet olsun’ düşüncesiyle üstelik bu hizmet karşılığında para bile talep etmeden benden isteneni yaptım.”


            (Hattat Fuat BAŞAR)

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na  “Piri Reis Haritası’nın orijinal mi yoksa sahte mi?” olup olmadığına dair yapmış olduğum 10.10.2012 tarihli ihbarım neticesinde 04.01.2013 tarihli 63349525-821.00-2563 sayılı cevabında “Söz konusu eserin organik nitelikli ve hassas bir yapıya sahip olması, mevcut halde sabit ısı ve nem ortamında muhafaza edildiğinden herhangi bir fiziki müdahalede kolaylıkla tahribata uğrayabilme olasılığının bulunması nedeniyle eser üzerinde herhangi bir incelemede bulunulmasının uygun görülmediği” şeklinde verilen cevabı büyük bir skandalın başlangıcı olarak görüyorum.

Piri Reis’in haritası 09.11.1929 tarihinde Topkapı Sarayı Harem Dairesi’nde bulunmuştur. İlk bulunduğu sırada üzerinde ekmek kırıntılarının olduğunu biliyoruz. Yani birileri zamanında bu haritayı sofra bezi olarak kullanmıştır. Şimdi bu haritanın deri üzerine çizildiğinden hareketle düşünürsek 1513 yılında çizilmiş ve ilk bulunduğu 1929 yılında aradan 416 sene geçmiştir. Yani 416 yıl boyunca aslı yıpranmamıştır. Şimdi 1987 yılında harita yıpranmamış ki Muhteşem Süleyman Sergisi için Amerika’ya götürülmüş ve hatta bir yıl boyunca da Amerika’nın çeşitli eyaletlerinde sergilenmiştir. Peki ben şunu merak ediyorum. 1988 yılında bu harita Türkiye’ye geri getirildi ise 2013 yılı itibariyle aradan 25 yıl geçmiştir. 1998, 2005 ve 2012 yıllarında İstanbul Topkapı Sarayı’na her gidişimde bana aynı şekilde cevap veriliyordu; “Harita yıprandığı gerekçesiyle depoya kaldırdık. Sergilemiyoruz.”  Ne oldu da 475 yıldır yıpranmayan hatta sofra bezi olarak kullanılacak kadar sağlamken Piri Reis Haritası 25 yıl içinde bir anda yıpranıveriyor?

Kaldı ki ortada bir ihbar var. Haritanın sahte olduğu yönündeki şüphelerin araştırılması gerekirken bu şekilde verilen bir cevap çok büyük sorumsuzluktur. Ve hatta iki televizyon kanalında bu konuyu gündeme getirdiğimde de medya Topkapı Sarayı Müdürü’ne bu soruyu sorduğunda “Asılsız haber” şeklinde bir gayri ciddi cevap verilebiliyor. Olması gereken ortada bir iddia ve ihbar varsa  -ki bu olay 1987 yılının hükümeti ve yetkililerini ilgilendirmesine rağmen- buna cevap bu şekilde değil daha ciddi ve belgeli bir şekilde verilmesi gerekmez miydi? Bence bakanlığın vermiş olduğu bu cevap bile gayri ciddiliktir. Bu 500 yıllık harita toz mudur ki yerinden oynatılınca bir anda yok olacak?

Evet yıpranan bir şey varsa o da ancak sahte olan bir haritanın bir anda yıpranmasıdır. Bu bakımdan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın İstanbul Topkapı Sarayı depolarında bulunan Piri Reis’in haritasının orijinal mi yoksa sahte mi olup olmadığını kamuoyuna bir kriminal rapor ile sunmaları şüphelere yanıt vermelerini bekliyorum. Hattat Fuat Başar’ın anlattıklarından yola çıkarak şu anda yıpranan o haritanın Fuat Başar’ın sözünü ettiği sahte harita olduğunu yönünde şüphelerimi paylaşmak istiyorum.

Ve tüm bu şüpheye ulaşmamın ayrıntılı bir şekilde ve belgeleriyle “PİRİ REİS HARİTASI’NIN ŞİFRESİ” isimli kitabımda da çok açık bir şekilde ortaya koyduğum halde ve bu kadar açık ve net bir şekilde şüphelerimi kamuoyu ile paylaşırken bakanlığımızın ve Topkapı Sarayı’nın konuya yaklaşımı bence oldukça manidardır.

-Acunn.Com aracılığıyla kamuoyuna vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Metin Soylu: Ümit ederim ki; Türk Milleti, 2013 Dünya Piri Reis Yılı vesilesiyle Piri Reis’in hayatını, 1513 yılında çizdiği meşhur dünya haritasını ve 1526 yılında yazdığı Kitab-ı Bahriye adlı eserine sahip çıkarak Türk Amirali Piri Reis’i bağrına basmayı bilir. Ve yine ümit ederim ki; İstanbul Topkapı Sarayı’ndaki Piri Reis’in haritası orijinal çıkar ve en kısa sürede sergilenir.

ACUNN.COM Röportaj Link=
http://www.acunn.com/haber/iste-piri-reisin-haritasi-ile-ilgili-bilinmeyen-gercek/56467







 
 
Metin Soylu'nun hangi kitabını daha başarılı buluyorsunuz?
Hepsi
Afet Okulu
Bedeli Çanakkale'de Kanla Ödenecektir
Piri Reis Haritası'nın Şifresi
  
 
 

 

ANA SAYFA YAZAR HAKKINDA KİTAPLAR ELEŞTİRİ CEVAP KONFERANSLAR AFET OKULU RÖPORTAJLAR İLETİŞİM
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2017 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.


Çizginet & Mehmet CAN