Anasayfa  | İletişim Metin Soylu Facebook Metin Soylu Twitter

 

 
YAZAR HAKKINDA KİTAPLAR ELEŞTİRİ CEVAP KONFERANSLAR AFET OKULU RÖPORTAJLAR BASIN ODASI
 
   Bedeli Çanakkale'de Kanla Ödenecektir tüm seçkin kitapevlerinde!      Piri Reis Haritası'nın Şifresi ÇIKTI!     
 



  Öykü&Berk İle Röportaj

Röportaj: Gazeteci Yazar Metin Soylu

AKLIMIZI VE RUHUMUZU ORTAYA KOYDUK,
KALBİMİZDEN GEÇENLERİ YAZDIK...

“Boyalı Direk” Dediler, Kısmetleri Açıldı

“Evlerinin önü boyalı direk” performanslarıyla bir anda Türkiye’nin ilgi odağı haline gelen ikiz kardeşler Öykü ve Berk ile konuştum. Çocukluk yıllarından İspanya macerasına, birden milyonlara ulaşmanın verdiği şaşkınlıktan “Kısmet”e kadar her şeylerini ilk kez bana anlattılar…
İster flamenco ister arabesk diyelim, ister roman havası ister türkü diyelim, bu müzik bu toprakların müziği… İkiz kardeşler Öykü ve Berk Gürman’ın aynı duyguları aynı anda hissederek yaptıkları müziğin büyüsü kısa zamanda pek çok kişiyi etkisi altına aldı. Youtube’de “Evlerinin önü boyalı direk” performanslarıyla bir anda 8 milyon kişiye ulaşan kardeşler, geçtiğimiz Aralık ayında da “Kısmet” adlı müthiş bir albümle karşımıza çıktı. Türk müziğindeki hüznü, İspanyol ezgilerinin ateşi ile yakan Öykü ve Berk, ilk kliplerini de çıkış parçalarına çekti. Youtube’deki ilk görüntülerin samimiyetini ve doğallığını bozmamak adına klipte de ilk performanslarının görüntüleri kullanıldı. Türkiye’nin önemli gitar virtüözlerinden Cem Köksal’ın çektiği video büyük beğeni topladı. Kardeşler sıra dışı vokallerin ve vurmalı sazların ön planda olduğu albümün ikinci klibini ise “Leyla” parçasına çekecek. İki kardeşle albümleri, müzikleri ve hayatları üzerine konuştum…

-Albümün ismi neden Kısmet?
Berk:
Biz bu albümde standartların çok ötesine geçtik. Kendi standartlarımızın değil, müzik piyasasının ötesine geçtik. Herhangi bir temanın adını vermek, albümü tam anlamıyla ifade etmeyecekti. Bir parçalık bir albüm yapmadık. Albüme adını verdiğimiz parça o albümü en çok anlatan parça olmalıydı. Ama bizim için on parça da aynı değeri taşıyordu. O yüzden “Kısmet” dedik.

Öykü: “Kısmet” Türk Dil Kurumu’nda “Allah’ın olmasını istediği, uygun gördüğü” diye geçiyor.

-Türkiye’deki müzik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öykü:
Bir yandan inandığımız yoldan giderken, diğer yandan hedeflediklerinize dayanmak zorundasınız. Sanat o kadar basit değil. Şiirsel boyutu olmalı. Olayın teorik kısmına girmeye hiç gerek yok ama müzikte müziği yapan unsurları kullanamazsak müzikten bahsetmek imkânsız olur bana göre.



Berk:
Herkesin emeğine saygı duyuyorum ama müzik piyasasında yanlış olduğunu düşündüğüm birtakım yerlere gidildi. Bunu değiştirmek tabi ki insanlara doğruyu iyiyi sunarak olacaktır. Çünkü kuru eleştiri yapmak bir işe yaramaz. Bir şeyleri eleştirmek için önce ortaya bir şey koymak gerekiyor.

-Biz “Evlerinin önü boyalı direk” parçasını ilk İbrahim Tatlıses’ten dinledik. Kendisi sizlerle olumlu ya da olumsuz herhangi bir irtibat kurdu mu?
Berk:
Herhangi bir diyalog yaşamadık. Fakat şöyle bir durum var; insanlar Güneydoğu’da yapılan bir müziği mutlaka İbrahim Tatlıses ile özdeşleştiriyor. Çünkü o büyük bir sanatçı ve büyük bir yetenektir. Ama insanın sanatçı olması sadece güzel bir sese sahip olması anlamına gelmiyor. Bu benim kişisel görüşüm. Hiç güzel bir sese sahip olmayabilir ama sanatçı olabilir.

-Peki, albüm özel bir mesaj da içeriyor mu?
Öykü:
Müzik içinde metafiziği ve bilimi barındıran bir şey bana göre… Evet, biz birtakım kurallara uyarak müzik yapıyoruz, ritmi var, olmazsa olmaz durumları var. İyi bir müzik ise o her yerde dinlenir, evrenseldir. Hatta müziğin sözle birleştirilmesi var olan müziği biraz deforme de etmiştir. Yani yeni bir şey yapıyorsak bir mesaj da vermesi gerekiyor. Yaşadığı coğrafyaya, zamana uyum göstermemiz önemlidir. Bizim de o insanlardan biri olduğumuzu ve etrafta olup bitenlere kayıtsız kalmadığımızı göstermemiz gerekiyor. Bu üstü kapalı kapalı milliyetçilik yapmak değil ama bazı şeyleri değiştirebilmek de gereklidir.



“Aramızda 10 Dakika Var”

 -İkiz kardeşler olarak hanginiz daha büyük?
Öykü:
Berk benden 10 dakika büyük. Kütüğümüz Trabzon’da ama İstanbul doğumluyuz. Ben ruh olarak kendimi İspanyol Çingenesi gibi hissediyorum. Mesela vokal olarak Kibariye’yi çok seviyorum. İspanya’ya gittiğim, şarkı söylediğim zaman da bizim Türk olduğumuza hiçbir zaman inanmadılar. Ben İspanyolca da biliyorum. Mesela sokaklarda yürüyorsunuz, aynı Kasımpaşa ya da Sulukule gibi… Tabii ki buradaki Çingenelerle oradaki Çingeneler bir değil. Ben Çingene ruhluyum derken de kesinlikle Çingeneleri küçümsemiyorum, tam tersine önlerinde eğiliyorum, saygı duyuyorum. Çünkü çok yaratıcılar, çok yetenekliler, çok güzeller. Müzikleri de acının bir ifadesi gibi, adeta acıdan doğuyor. 

-Okul hayatınıza gelecek olursak…
Öykü:
İlkokulda beraber okuduk. Ben ilkokuldan sonra konservatuara gitmeye karar verdim ve Kadıköy Devlet Konservatuarı’na yazılmak istedim fakat annem ve babam beni göndermedi. Bir kolejde eğitimime devam etmemi istediler. Annem Ankara Konservatuarı’ndaydı, sesimin güzelliği genlerimden geliyor yani. Ben bunu doğru bir şekilde eğittiğim sürece iyi şarkılar söylemeye devam edeceğim. Daha sonra ortaokulda İstek Acıbadem’de okudum. İyi ki de orada okumuşum diyorum. Çünkü okul konserlerinde yer alma fırsatı yakalamış oldum. Lisede keman ve şan dersleri aldım. Konservatuara hazırlanırken sürekli piyano ile iç içeydik. Sizin anlayacağınız müzik yapacağımız belliydi.

-Ailenizin sanata olan bakış açısı nasıl?
Öykü:
Ailemiz bizlere doktor olun, mühendis olun bir taraftan da hobi olarak müzik yapın hiç demedi. Ama Türkiye’de müzik yapmanın zor olduğunu da söylediler. Ailemiz bizlere her zaman “Ne olursanız olun biz sizin arkanızdayız!” dediler. Berk, Bilgi Üniversitesi’ne gitti. Orada ses mühendisliği bölümünü okudu ve daha sonra da İspanya’ya gitti. Ben ise İTÜ Türk Müziği Konservatuarı’nı tercih ettim.

-Nasıl bir öğrenciydiniz?
Öykü:
Bütün hocalarıma minnettarım… Herkes üniversite hayatında rahattır ama ben hocamı görünce önümü ilikleyip, bacak bacak üstüne atıyorsam hemen indirip ‘Sabah şerifleriniz hayrolsun, kahvenizi nasıl alırsınız’ diyen bir öğrenciydim. Ve böyle olmaktan da gurur duyuyorum. Çünkü benim yaşıtlarım hiç böyle değildi. Kimse ne yaptığını bilmezdi, ortalıkta öyle dolaşırlardı.



“Flamenco Bizim Yaşam Tarzımız”

-Ya okuldan sonra?
Öykü:
Okul bittikten sonra herkes gibi bende büyük bir boşluğa düştüm. Arkadaşlarımızla bazı mekânlarda yabancı şarkı repertuarlarıyla sahne aldık. Daha sonra da Yeditepe Üniversitesi’nde yüksek lisansa başladım. Bu müzik öğretmenliği ile ilgiliydi. Ama esas hedefimiz albüm projemizi hayata geçirmekti. Berk o ara vatani görevi olan askerliğini yapmak için gitti. Ben de o dönemde yüksek lisansımı bitirdim. Belli bir olgunluk düzeyine de gelmiş olduk, eş dost bizi dinlesin diye… Ondan sonra bir baktık ki Youtube’deki videomuz milyonlara ulaşmış, çok şaşırdık ve dedik ki ne kadar doğru bir şey yapmışız.  Senelerdir ben şarkı sözü yazıyorum, Berk beste yapıyor. Bazı insanlar müzikle zorla ilgileniyor, bazıları ise müziği bıraksa da müzik onu kesinlikle bırakmıyor.

-Sizin İspanya’ya gitmenizde Çiğdem Borucu’nun etkisi oldu mu?
Öykü:
Açıkçası ben bir çıkış kapısı arıyordum. Çünkü Erkan Uğur bana ‘Bırakırsan bu iş olmuyor, üstüne gitmek ve devam etmek gerekiyor’ demişti. Okul arkadaşlarım aranjör falan olmak istiyordu. Ben ise her boş zamanımda yalnızca gitar çalıyordum. Bir gün Çiğdem Hoca bana dedi ki ‘Senin başka bir yerde olman gerekiyor. Çünkü başka bir enerjin var.’ Ondan sonra İspanya’ya gitmeye karar verdim.


-Flamenco ne demek?
Berk:
Flamenco kelime kökü olarak ‘Fellah-mengu’dan geliyor. Sümer dilinde Fellah esmer, mengu ise ölümsüz ve tanrı anlamlarına geliyor.

-Grubunuza başka birilerini de dâhil etmeyi düşünüyor musunuz?
Berk:
Bu, Öykü ve Berk Projesidir. Yani Öykü ve Berk’e üçüncü bir isim katılamaz.

-Sesinizin Yıldız Tilbe’ye benzetilmesi konusunda neler söylemek istersiniz?
Öykü:
Yıldız Tilbe’ye beni benzetebilirler ama bir şarkıyı dinleyerek böyle yorumlar yapmamaları gerekiyor. Çünkü ben her şarkıda farklı tonlarda sesimi icra ediyorum. ‘Evlerinin önü boyalı direk’te belki aynı ses sınırlarına çıktığımız için insanlar sesimi Yıldız Tilbe’ye benzetmiş olabilir.

-Peki, müzik dışında ilgilendiğiniz bir şey var mı?
Berk:
Benim tarihe acayip bir ilgim var. Müzikle uğraşmasaydım herhalde tarih profesörü olabilirdim. Tarihi isimlerden mesela Yavuz Sultan Selim’i çok tutarım. O padişahlığının yanı sıra muhteşem bir de müzik adamıydı. Çünkü makamı ve kendisine ait eserleri var.

-Yurt dışına açılmayı düşünüyor musunuz?
Berk:
Tabi ki, Türkiye’yi temsil etmek adına yurt dışında da başarılar sağlamak için daha fazla çalışmamız gerekiyor. İngilizce okuyup taklit yaparak değil ama…

“Albüme Ruhumuzu Koyduk”

-Albümün içine ne koydunuz?
Öykü:
Mevlana şöyle der: “Ben dostlarımı aklımla ya da kalbimle sevmem, çünkü akıl unutur, kalp durur, ben ruhumla severim.” Aklımızı koyduk, kalbimizden geçenleri yazdık. İşin metafizik boyutu var, oraya ruhunuzu koyduğunuz zaman o altına dönüşüyor. O yüzden biz albümümüzün içine ruhumuzu koyduk.

Berk: Flamencoda acıyla mutluluk yan yanadır. Müziğe bakarsın eğlencelidir ama sözleri acı. Şimdi üzüleyim mi sevineyim mi? Ne yapayım? Ama flamenco işte budur…



ÖYKÜ&BERK KARDEŞLER KİMDİR?

Öykü ve Berk, Paco de Lucia dinleyen bir babanın Türk Sanat Müziği icra eden bir annenin ikiz çocukları olarak 4 Ağustos 1982 tarihinde dünyaya geldiler. Ailede müzik her zaman vardı. Ama teorik olarak müzik eğitimleri Pera Güzel Sanatlar Lisesi’nde başladı. Pera’da okudukları yıllarda, Öykü keman ve şan dersleri aldı. Okul konserlerinde aktif olarak yer aldı. Bu sayede AKM ve Cemal Reşit Rey sahnelerinde konserler verme şansı da buldu. Yaklaşık yedi yıl, Işıl ve Manuel Reina’nın da içinde olduğu Flamenco Alaturka grubuyla MKM, AKM ve CKM’de konserler verdi. Flamenco dansçısı Marco De Ana ile Şişli Kültür Merkezi’nde, CKM’de de Nükhet Duru ile aynı sahneyi paylaştı.

Berk ise gitar bölümünde okudu. 10 yaşında Ilgaz Benekay ile flamenco gitara başladı. Melih Gürel, Muzaffer Çorlu ve Kemal Belevi’den klasik gitar dersi aldı. İkiz kardeşlerin yolları bir süreliğine üniversite tahsillerinden dolayı ayrıldı. Öykü İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı Şan Bölümü’ne girdi. Alaaddin Yavaşça ile repertuar, Erol Uras ile şan ve Faris Akarsu ile müzikal çalıştı. Berk, Bilgi Üniversitesi’nde ses mühendisliği eğitimine başladı. Amacı kendi müziğini kendisinin kaydedebilmesiydi. Öykü&Berk Kardeşler konservatuar eğitimlerinin yanı sıra, İspanya ve Türkiye’de ‘World’ müzik alanında önemli pek çok sanatçıyla çalıştı. Ünlü İspanyol sanatçılar Duquende, Potito, Montse Cortes, La Tana ve Miguel Poveda bu müzisyenlerden bazıları…


Metin Soylu

Betül Korkmaz

Çürüyen Elma



 
 
Metin Soylu'nun hangi kitabını daha başarılı buluyorsunuz?
Hepsi
Afet Okulu
Bedeli Çanakkale'de Kanla Ödenecektir
Piri Reis Haritası'nın Şifresi
  
 
 

 

ANA SAYFA YAZAR HAKKINDA KİTAPLAR ELEŞTİRİ CEVAP KONFERANSLAR AFET OKULU RÖPORTAJLAR İLETİŞİM
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2018 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.


Çizginet & Mehmet CAN